Monday, 20 April 2015

Evdeki kuru fasulye, çekirdekle ne yapsak?

Süre: 40 dakika
Dağınıklık: 6

Malzemeler:

Kuru fasulye
Mercimek
Kabak çekirdeği
Ayçekirdeği
Geniş legolar
Kağıt
Kalem
Yapıştırıcı
Oje

Öncelikle malzemeler arasında kuru fasulye, çekirdek, mercimek sayınca başlığa "tohum teması" yazmam beklenebilir ama bilinçli olarak bu başlığı seçmedim. Tohum teması seçersem, tohumlar nereden gelir, nerede kullanılır, neye dönüşür gibi daha meşakkatli işlere girmeliydim ama taşınma, eve dönüş, kafası karışık çocuk durumları olduğu için bir şey öğrenmek yerine sadece oyun oynamayı tercih ettik. Aslında gayet didaktik başlamıştım.


Tohumları koyup hadi ayıralım dedim. Adları ne, bak bu kabak çekirdeği bal kabağının içinden çıkıyor diye ilerleyip fotoğraflar gösterecektim ama Dilay müdahele edip "böyle oyun olmaz" dedi.

Wednesday, 15 April 2015

Duygular teması

Süre: 50 dakika
Dağınıklık: 5

Malzemeler:

Dört tane kağıt bardak
Makas
Boya
Yapıştırıcı
Yüz şeklinde çizimler
Ağız, göz, saç yapıştırmaları
Ayna

Karşılama: 
Evdeki kitapların resimlerine bakarak duygulardan bahsedilebilir. Örneğin bizim evde Cemile kitapları sıkça okunur. Biz bu kitaplara bakarak konuştuk.

Tuesday, 14 April 2015

Tuvalete giden yol kitaplardan geçer mi?

Daha ilk cümlede bezden tuvalete geçiş sürecini anlatacağım bir yazı okumayacağınızı söylemeliyim. Tuvalete geçişte doğru zaman nedir, neler yapmak gerekir, nelerden uzak durulmalı gibi konular ne kadar konuşulsa bitmez ama benim bu konuda söyleyebileceğim yeni bir şey yok. Sonunda bu iş için çok farklı bir yöntem kullanmadık. İki buçuk ve üçte yaşanan iki başarısız denemeden sonra üçü üç geçe üçüncü sıçrayışta başarılı olundu. Üç şanslı sayımızmış diyelim.

Yaklaşık sekiz ay önce yaşanan bu süreçte elimizden geçen bir kaç kitaptan bahsedeceğim sadece.

Sunday, 5 April 2015

Yemek mi oyun mu?

Çocuklar ve oyunlar hakkında blog yazıp da yemek ve oyun kelimelerini aynı başlıkta kullanmamak mümkün olabilir miydi? 

Çocuğun fiziksel, zihinsel, duyusal ve sosyal gelişimine etkisi üzerine ağdalı laflar edecek donanıma sahip değilim, sadece okuduğum makaleler ve kitaplarla sınırlı bir bilgim var. Hal böyle olunca da yemek yedirirken oyun oynanır veya oynanmaz gibi bir konuya hiç girmiyorum. 

Bu konuda yazmaya da dün akşam karar verdim, Dilay'la beraber yemek yerken. O masanın kendi tarafında tabağıyla ben de masanın bana ait tarafında tabağımla meşgulken. Dilay önümüzdeki ay dört yaşında olacak. Bundan üç dört ay önce anneden bağımsız olması adına "kendi yemeğini kendin ye" hareketine giriştik. Öncesinde canının istediği şeyleri kendi yese de yemeklerin çoğunu ben yediriyordum. O da hem yemeğini yiyip hem oyun oynuyordu. Genelde masada olsak da başından kalkamadığı oyunlar olursa, oynadığı yerde hallediyorduk yemek işini. Yani yemek halledilecek bir iş gibiydi. 

Saturday, 4 April 2015

Tavşan Oyunları

Süre: 50 dakika
Dağınıklık: 5

Malzemeler:
İki uzun balon
Yapıştırıcı
Pembe kağıt
Makas
Kutu
Renkli kağıtlar veya renkli yer matları
Renkli playcorn
Pinpon topu
Oyun sonucu kazanılabilecek şeyler (biz midye kullandık)

Karşılama: Evdeki tavşan kitapları okunup, resimlerine bakarken tavşanlardan bahsedilebilir. Uzun kulaklarından, kuyruğundan, zıplamasından, neler yediğinden konuşulabilir.

1- Uzun balonları eşit büyüklükte şişirip kağıtları yapıştıracağınız iç kulak bölümünü çizin. Çocuklardan kağıtları küçük küçük kesmesini isteyin. Biz tırtıklı makas kullandık. Kesemiyorsa sadece yırtabilir. Sonra kesilenleri balonlara yapıştırın.

Thursday, 2 April 2015

Ev içinde ev

Sanırım her annenin imkanları doğrultusunda çocuğuna ihtiyacından fazla aldığı veya almayı hayal ettiği eşyalar oluyor. Bir grup anne giysi meraklısı. Eteklere uygun çoraplar, çoraplara uygun ayakkabılar, gömleklerle uyumlu şapkalar. Anneliğimi düşünüyorum da kızım olmasına rağmen giysilere düşkünlüğüm olmadı. Belki hevesli olmadığımdan belki de çok yer değiştirdiğimizden hep bir veya iki küçük çekmece eşyası oldu. Mesela üç yaşına kadar sadece birkaç kez elbise ve etek giymiştir, onları da ben almadım ve hep tek bir çift ayakkabısı oldu, eskiyince veya küçülünce yenisi alındı. Tabi üç yaşından sonra böyle bir anneye rağmen etek, elbise düşkünü, ruj ve ojesiz dolaşmayan, kendi yaptığı kombinlerle rüküşlük abidesine dönüşmüş halini söylemiyorum. 

Bir de oyuncak delisi anneler var ve ben onlardanım. Hep oyuncakçılar cazip geldi bana. Oyuncakçıdaki herşey, yani kitaplar, boyalar, yapbozlar da. Her yeni taşındığımız eve bir servet değerinde oyuncak alıp, her yer değiştirmede de bir çoğunu geride bıraktık. Çok oyuncak alımının doğruluğunu veya yanlışlığını tartışmayacağım, sadece bütçe elverdikçe oyuncak almayı giysi almaya tercih eden grupta olduğumu söylüyorum.

Çocuğunuz varsa veya oyun oynadığınız ufaklıklar varsa etrafınızda daha ilk yaşında gerçek dünyayı taklit ettiği oyunlara başlamışsınızdır. Bu oyunlar için gerekli tencere, tava, mutfak, bebek bir tarafa benim en merak ettiğim şey ne zaman oyuncak eve geçileceğiydi. 

Sonunda üç yaşına girmek üzereyken yeniden ülke ve ev değiştirmemiz gerekti. Yeni evi çabuk sevsin çözümlerinden biri olarak da oyuncak evlerin en detaylı ve güzellerinden biri odanın baş köşesinde yerini aldı. Altta gördüğünüz ev.